Kilo Kontrolü

Aslında zayıflamak için ne yapmak gerektiğini hepimiz çok iyi biliyoruz: Aldığımız kalori harcadığımız kaloriden daha az olduğu zaman kilo veririz. Bu kadar basit bir formülü olmasına rağmen neden bir türlü kilo veremiyoruz veya verdiğimiz kiloyu kısa süre içerisinde geri alıyoruz? Çünkü kilo vermemize engel olan veya kilo almamıza neden olan düşünce ve davranış kalıplarımız var. Bunları değiştirmediğimiz sürece hayatımızın belirli dönemlerinde diyet yapıp, bir miktar kilo verip, sonra da bu verdiğimiz kiloları (hatta daha fazlasını) almaya devam edeceğiz. Bu kısır döngü ne kadar tanıdık, değil mi? Bu kısır döngüden çıkmak isteyenler için bir psikoterapi yöntemi olan Bilişsel Davranışçı Terapi’yi öneriyoruz. Tüm dünyada etkinliği kanıtlanmış olan ve yaygın olarak kullanılan Bilişsel Davranışçı Terapi size zayıf insanlar gibi düşünmeyi ve yaşamayı öğretecek.

Bilişsel Davranışçı Terapi nedir?
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) diğer tüm psikoterapi türleri gibi konuşularak yapılan tedavi türüdür. Tüm dünyada yaygın olarak kullanılan, kanıta dayalı bir psikoterapidir. Bazı düşünce ve davranış kalıplarının kişinin uyumunu bozduğu temeline dayanır. Bu düşünce ve davranış kalıplarını fark etmek ve bunları değiştirecek teknikler öğretmek tedavinin temel hedefidir.

Bilişsel Davranışçı Terapi’nin zayıflamada nasıl bir rolü vardır?
Aslında kilo vermenin tek şartı günlük alınan kalori miktarını kısıtlamak, harcanan kalori miktarını ise arttırmaktır. Üstelik bu, tamamen kişinin kontrolünde olan bir durumdur; kimse bize zorla bir şeyler yediremez. Bu basit gerçeğe rağmen kilo vermek veya verdiği kiloyu korumak neden kişiye bu kadar zor gelir? Obez kişilerin kişisel yaşam öykülerine baktığımız zaman, tekrarlayan bir biçimde başarısız kilo verme girişimleri olduğunu, kilo vermeyi başarabilseler bile kısa sürede verdikleri kiloyu hatta daha fazlasını geri aldıklarını görürüz. Bunun temel nedeni, kişinin kilo almasına neden olan düşünce ve davranış kalıplarını tekrarlayan bir şekilde sürdürmesidir. BDT ile temel amaç, kişinin kilo almasına veya kilo verememesine neden olan bu düşünce ve davranış kalıplarını fark etmesini sağlamak ve bunları nasıl değiştireceğine dair teknikler öğretmektir. Buna bir nevi kilo ve yemeye yönelik hayat tarzını değiştirme ve zayıf insanlar gibi düşünme ve davranmaya başlama da denilebilir.

Neden kilo veremiyorum veya verdiğim kiloyu hemen geri alıyorum?
Sürekli aynı düşünce ve davranış kalıplarını kullanarak bir kısır döngü içinde dönüp durmak kilo vermenizi sağlamaz. Birkaç gün veya hafta sıkı bir diyete girersiniz, bu dönem belli ölçüde kilo veririsiniz ama tekrar aynı yeme düzeninize dönüyorsanız kilo almanız kaçınılmazdır. Unutmayın, bu dünyada kimse aldığı kaloriyi harcadığı kaloriden fazla tuttuğu sürece kilo veremez. Hem o çok sevdiğiniz yüksek kalorili, lezzetli yiyecekleri yiyip hem de zayıf kalmanız mümkün değildir. Bunu defalarca denediniz ve her seferinde kilo aldınız. Aynı stratejiyi kullanıp farklı bir sonuç bekleyemezsiniz. Dolayısıyla, kilo vermenin ve bunu korumanın yolu bu kısır döngü içinden çıkmaktır. Bunun için de obeziteye neden olan davranış ve düşünce kalıplarınızı değiştirmeniz gerekir.

Kilo almaya yol açan davranışlar nelerdir?
Hızlı ve farkına varmadan yemek yeme: Çoğunlukla hızlı yaşam temposu içinde yemeye ayırdığımız vakit sınırlı oluyor. Hatta başka bir iş yaparken (örneğin bilgisayar başında veya televizyon izlerken) yemeyi bir alışkanlık haline getiriyoruz. Oysa bu tarz yemek yeme aldığımız kalori miktarının artmasına neden olur. Bir ana öğünün süresi en az 30 dakika olmalıdır. Çünkü kan şekerimizin yükselmesi ve beynimize “doydun” mesajının gitmesi için bu kadar bir süreye ihtiyacımız var. Oysa 10 dakika içinde, hızlı bir şekilde yenen bir ana öğünde henüz beyine “doydun” mesajı gitmediği için öğün bittiğinde “ben doymadım” diyerek yemeye devam ederiz, bu da kaçınılmaz olarak aldığımız kalori miktarını arttırır.